Maalesef Teselli Kupası'na son 16 turunda veda ediyoruz. Halbuki kazanabilsek Çeyrek Final'de kadro olarak bizden daha zayıf ve istekliliği tükenmiş bir Hırvatistan ile karşılaşıp, büyük ihtimalle isteklilik dahi harcamadan yarı finale gidecektik. Yakın sayılabilecek bu maça da önde ve iyi başladık fakat 2. çeyreğin ortasından itibaren düştük.
Hücumda kısır bir takımız. Bu nedenle düşük tempoda, rakibin de 3-2 çıkacağından emin olarak alçak post oynamak istedim. Daha önce de tercih etmemiştim ve uzun portföyümüze pek uymasa da bu hafta eklediğim iki uzun ile idare edebileceğimi düşündüm. Maçın da olabildiğince düşük skorda geçmesini talep ediyordum. Bu açıdan da doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Rakip coach da maçın önemi ve benim taktik tercihlerim nedeniyle Sabırlı ol veya İç iso bekledi büyük ihtimalle fakat tahminde yanılmış. Gerek de var mıydı bilmiyorum açıkçası. İsteklilik farkına rağmen(ÇZ çıktım bu arada niye isteklilik sakladın demeyin diye peşinen söyleyeyim), ev sahibi avantajı ve kadro kalitesi ile bizi yendiler. Kendilerini tebrik ederim aynı sezonda hem içeride hem dışarıda bizi mağlup etmiş oldular.
Grup başlangıcında düşük bir performans sergilemiş olsam da eleme maçlarına doğru takımın iyi yönde geliştiğini, kilit oyuncuları birbiri ile uyumlu hale getirdiğimizi düşünüyorum. 2 eleme maçında da taktiksel ve oyuncu seçimleri konusunda doğru karar verdiğimi, içten içe ilk 4e girebileceğimi düşündüğümü de belirtmek isterim.
Fakat 6 sezonluk maceramın son maçından sonra biraz dert yanacağım. Bunu lütfen bahane olarak görmeyin, zaten defalarca yaptığım hatalardan ve başarısız geçirdiğim dönemlerden bahsettim.
Sezonun belki de ilk ve en önemli maçının olduğu hafta, maalesef 16 oyuncunun 7 tanesi, 7 veya daha düşük formda. Elde oynayabilecek 9 oyuncu kalıyor gibi düşünebilirsiniz. Bu oyunculardan bir tanesi 20 yaşında olmasına rağmen takımın en iyi oyuncularından birisi olan uzunumuz, bu maç da o kadar fark yaratabilirdi ki mesela. Dışarıdan oynayacak olsak en iyi 2 dış skorerimiz 7 form gelmiş ki başka yok zaten. Sezon başında en iyi, en önde olan uzunumuz sezon başladığından beri 1 veya maksimum 2 kere antrenman aldı sanırım, coach'u takımdaki kısalara antrenman veriyor anladığım kadarıyla. Bunlar yetmezmiş gibi maça 2 gün kala takımın en komple ve bu taktik özelinde en iyi kısası belki de sakatlanıyor. Bugünkü maça ilk 5 olarak 20 yaşında bir PG çıkıyor, ki özellikle kısa bir oyuncunun 20 yaşında U-21 olabilmesi bile bu seviye için bir tık düşündürücü.
Bunları kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Ben de geçmişte en önemli maçta oyuncumu 7 form getirmiştim başka bir coach yönetiminde. Ama bütün sezon hiçbir hafta form konusunda sorun yaşamayıp bu hafta hepsinin denk gelmesi bir tek bizde ve dikkatimi çektiği kadarıyla Bosna Hersek de oluyor, e onlarda da bir nebze olsun Türklük var ondan sanırım

Yukarıda paylaştıklarıma; sahibi oyunu bırakan bir oyuncumuzu ve sanırım yazdığım bir forum mesajına alındığı için, eskiden U-21 coachluğu da yapmış olan sahibi tarafından 2 haftadır satılığa koyulup formuna dikkat edilmeyen bir oyuncuyu katmadım. Onlar da var.
Örneğin İngiltere'nin 15 kişilik kadrosunda yalnızca 1 oyuncu 7 formda, hatta yalnızca 3 oyuncu da 8 formda. Geri kalan 11 oyuncusu 9 form. Bu bir yandan coach bir yandan da muhtemelen bir düzenin başarısı. Maalesef belirli kişileri organize ederek belirli bir yetiştirici grup yaratmazsanız, eldeki kadro ile sorun yaşama ihtimaliniz oldukça artıyor. Biz bunu denesek dahi sabır konusunda ve şu form işinde çok sıkıntı yaşıyoruz. Oyuncular 20lerinde satılıyor, 21de oyunu bırakanlar satanlar oluyor vs.
Bunu biraz dert yanma olarak görebilirsiniz. Keşke şartlar biraz daha iyi olsaydı ve kazanabilseydik. Birkaç hafta sonra olacak seçime kadar 20 yaş oyuncularını deneyip önümüzdeki sezon başlangıcına kadar doğru bir yönde gelişmeleri için çaba harcayacağım. Umarım güzel bir yeni dönem ve daha iyi bir U-21 milli takımımız olur.